Yorgunluk ve Stres Anne Sütü Üretimini Etkiler Mi?

Yorgunluk ve stres, anne sütü üretimini olumsuz etkileyen faktörlerdendir.

Stresli ve ruhsal açıdan sıkıntıda olan annelerde, oksitosin hormonu baskı altında kalabilir. Ancak Prolaktin hormonunun strese dayanıklılığı arttırıcı özelliği vardır. Bu nedenle stres altındaki annelerin emzirmeye devam etmesi, hem süt yapımının devamı, hem de annenin kendi ruh sağlığı açısından önemlidir.

Anne sütü üretiminde etkili olan en önemli diğer bir unsur da annenin dinlenmesidir.

Doğum sonrası memelerde süt yapımının başlaması olağan üstü olaylardır. Bu süreçte annenin vücudunda büyük değişimler olur. Hormon düzeylerinde iniş çıkışlar görülür. Süt yapımının başlaması için annenin metabolizması hızlanır, kalp atışı yükselir, karaciğer, sindirim sistemi ve memelere kan akışı artar, besin emiliminin artması için bağırsak yüzeyi genişler. Lohusalık dediğimiz bu dönemde annenin yatarak istirahat etmesi, fiziksel yorgunluktan kaçınması, uykusuz kalmaması gerekir. Geleneksel olarak bu durum gayet iyi bilinmektedir. Ancak günümüzde anneler gebelik, doğum ve emzirme olaylarını biraz hafife almakta ve günlük yaşantılarını eskiden olduğu gibi devam ettirmek istemektedirler. Oysa bu dönemde annenin uyumasa bile yatması ve dinlenmesi önemlidir. Diğer aile bireylerinin de anneye bakmaları gerekir.

Lohusa döneminde anne ve bebek için yapılan ziyaretler kısa tutulmalıdır. Lohusa anneler çok hassas olurlar, çabuk alınırlar, bu dönemde onları üzmemek, bu hassasiyetlerine dikkat etmek anne sütü üretimi için de önemlidir. Lohusalık döneminde aşırı yorulan annelerde süt yapımı sorunlarının yanı sıra meme iltihaplarına daha sık rastlanmaktadır.

Doğumdan sonraki 42 gün dönem lohusalık olarak tanımlanır. Lohusalık döneminde ülkemizde geleneksel olarak annelere özel bir ilgi ve özen gösterilir. Bu özen gerçekten de gereklidir. Doğumdan sonra anneler büyük bir değişim yaşarlar. Bunların başında hormon değişiklikleri gelir. Ayrıca süt yapımı için memelerde kanlanma artar, bağırsak yüzeyinde villus olarak adlandırılan yapılarda artış olur. Bu sırada yaşanan aşırı fiziksel yorgunluk süt üretiminde azalma ve memede mastit oluşumu gibi sorunlara yol açar. Lohusalık sırasında yatak istirahati vücuttaki bu gelişmeleri olumlu yönde etkiler ve süt üretimine katkıda bulunur.

Annelerin, doğumdan sonraki dönemlerde süt üretiminde sıkıntı yaşamamak için günlük yaşam tarzlarına dikkat etmeleri, beslenmelerine önem vermeleri, yorgunluktan ve stresten mümkün olduğu kadar kaçınmaları önerilir.

Bu anlamda özellikle aile bireylerinin anneye destek olmaları ve onu bu zor döneminde yalnız bırakmamaları ve mümkün olduğunca dinlendirmeleri tavsiye edilmektedir.

Kaynak: Prof. Dr. Gülbin Gökçay – Yaşamın İlk 2 Yılında Çocuk Sağlığı ve Bakımı

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.